Köyümüzde ilk mağazayı, kara yolunun olmadığı ve gemi ticaretinin geçerli olduğu dönemlerde Harzana sahilinde, yalı iskelesi adı verilen yerde, Konsa Mahallemizden Haşim ağa ( Fiş Bey) açmıştır. Ardından komşu köyümüz Bahçeli’den ( Oluza) Şüküroğulları olarak adlandırılan Emin ağalar açmıştır. Bu mağazaların burada açılması Harzana sahilinin ticarete uygun ve ahşap bir iskeleye sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Emin ağalar Harzana sahilinden yer satın alarak buraya iki katlı bir ev yapmış ve evin altını da mağaza olarak açmışlardır. Daha sonra Harzana Mahallemizden Ömer ağa da aynı yerde mağaza açarak Emin ağalarla rekabete girmişlerdir.
Emin ağaları asıl rahatsız eden ve sahile gelmemesi için büyük engel çıkarılan kişi olan Harzana Mahallemizden Sofu oğlu Çalmaç Mustafa efendinin (Sofu) aynı yerde mağaza açması olmuştur. Çalmaç Mustafa efendi yine kendisine ait su değirmeninin yanındaki mağazasına ilave olarak yalıda da mağaza açınca mücadele ve rekabet büyümüştür. İlerleyen yıllarda Emin ağanın evi ve mağazası yanmış, yanan evde köyümüzden Didos Kadiri ve Patalar dan iki çocuk hayatını kaybetmiştir. Yalı mevkiinde ikinci ev Hatipoğullarından Hüseyin Yıldırım (Cevizağa) ile Hasan Yıldırım ( Hasan Eğitmen) kardeşlerin ortaklaşa yaptıkları iki katlı ahşap büyük bir evdir. Sahile yolu düşüp de bu evden ekmek yemeyen yoktur. Özellikle ulaşım ve ticaretin deniz yoluyla yapıldığı düşünüldüğünde bu eve yolu düşmeyen kimse de yoktur. Zira Harzana sahili sadece köyümüzün değil Hatip Köyü ve Sakarabaşından aşağıda ne kadar komşu köy var ise bu köylerinde tek denize açılan ticaret ve ulaşım kapısıdır.
Köyümüzde ilk kayığı Çalmaç Mustafa efendi (Sofu) yapmıştır. Çalmaç Mustafa efendi, sahilden 2 km yukarıda yine kendisine ait değirmenin yanında yaptırdığı bu kayığı, Fatih Sultan Mehmet benzeri bir usulle karadan kızaklar üstünde ve davul zurna eşliğinde Karadenize indirmiştir. “Sarıçam” adı verilen ve ileride çok büyük işler yapacak olan bu kayık, motorsuz ve kürekle yüzdürülüyordu. Kurtuluş savaşının o çetin günlerinde Çalmaç Mustafa efendi, Bahçeli ( Oluza) Köyünden Sabri efendiyi de yanına alarak Kurtuluş Savaşı sırasında Rusya dan İnebolu’ya bu kayıkla ve küreklerle cephane getirmiştir.
Çalmaç Sofu Mustafa efendi vuruluyor !
Köyümüzde ilk ve son cinayet olarak da bilenen bu olay anlatılanlara göre bir tezgahtan ibaret. Çalmaç Mustafa efendinin en aktif ve en verimli bir döneminde, arazi meselesi yüzünden çıkarılan bir tartışma sonucu, o ana kadar çok yakın bir arkadaşı ve dostu olan, Konsa Mahallemizden Laz Mustafa tarafından vurularak öldürülmüştür. Geride en büyük oğlu 15 yaşında Çalmaç Süleyman olmak üzere dokuz yetim çocuk bırakmıştır. Uzun yıllar her iki aile arasında her ne kadar bir soğukluk olsa da kan davası güdülmemiş, zaman içinde de unutulup gitmiştir.
Babasının vurulması üzerine Çalmaç Süleyman Yıldız, mağazanın, kayığın ve evin geçim dümenine geçerek uzun yıllar kardeşlerine, köyümüze ve köylümüze hizmete başlamıştır. Öyle ki, ilerleyen yıllarda köye yapılacak olan yol, su, okul, cami gibi her önemli işin altında onun imzası olacak ve tüm karadeniz sahiline "ÇALMAÇLAR" olarak nam salacaktır. Babasının kayığını yeterli görmeyen Çalmaç Süleyman Yıldız, kayığı Hüseyin Yıldırım’a ( Cevizağa) satarak köyümüze ilk motorlu kayığı getiren kişi olmuştur. “Küçük Kısmet” adı verilen bu kayık ile uzun yıllar bölgemiz deniz ticaretinde söz sahibi olmuştur.
Bu motor ve ilerde alınacak daha büyük bir motor olan KISMET motoru, köyün gençlerine iş kapısı olurken, başta köyümüz olmak üzere tüm çevre köylerinde geçim kaynağı olmuştur. Köylünün elma, armut, kestane gibi ürünleri, Ayancık, İnebolu, Bartın, Sinop, Samsun gibi yerlere bu motorlarla taşınarak değerlendirilir, dönüşlerinde de mısır, buğday, gaz yağı, yağ, tuz, şeker, çay gibi bakkaliye ürünleri getirilerek köylüye satılırdı.
İlerleyen dönemlerde Patışlardan Ahmet efendinin motoru, Eğri Hüseyin,Tombul İbrahim ve Cagili Mustafa’nın ortaklaşa aldıkları “Ermiş” motoru, Cevizağa Hüseyin, Hasan Eğitmen ve Polis Ramazan kardeşlerin ortaklaşa aldıkları “Dört Kardeşler” motoru, Çalmaç Kara Mustafa ve kardeşi Muhammet Yıldız ile ortaklaşa aldıkları “Kayacık” motoru, Çalmaç Ahmet Yıldız ile Çolak Ali’nin ortaklaşa aldıkları motorlar uzun yıllar köyümüze ve çevre köylerimize hep hizmet vermişlerdir. Bu bağlamda köyümüzün resmi kaptanlık belgesine sahip ilk kaptanı Çalmaç Süleyman Yıldız’dır. İkincisi Oğlu Cemal Yıldız (Kör Cemal), ve son olarak da Çolak Ali’nin oğlu Talip Yıldız’dır. Bugün yaşayan ve İstanbul da “Büyük Beşiktaş” adlı kendisine ait motorda aktif kaptanlık yapan tek kişi de Talip Yıldız’ dır.
1970 li yılların başında köyümüzden Çalmaç Süleyman Yıldız’ın oğlu, İTÜ mezunu ve Yüksek İnşaat Mühendisi Cemil YILDIZ’ ın Sinop YSE ( Yol, Su, Elektrik) Müdürü olarak Sinop’a atanması, ( şimdiki Köy Hizmetleri Müdürlüğü) deniz ticareti için bir nevi sonun başlangıcı olmuştur. Şuan ki Ayancık - Sinop arası sahil kara yolunu ilk açan kişi, zamanın ileri gelenlerinin tüm engellemelerine rağmen "çizmelerimi giyecem, bu yolu da açacam" diyen Çalmaç Cemil YILDIZ' dan başkası değildir.
Bu yolun açılması ve motorlu kara taşıtlarının bir bir ortaya çıkmasıyla da deniz ticareti sona ermiş ve gemiler karaya çekilmiştir. Kara yolunun açılması ve deniz ticaretinin bitmesiyle deniz kenarında bulunan yalı iskelesi önemini yitirmiş ve uzun yıllar hizmet verilen mağazalar ve motorlar kendi kaderine terkedilmiş, zaman içinde de yok olup gitmişlerdir. Eski günlerin o ihtişamlı ve hareketli günlerine inat geriye sadece, Haşim ağanın ( Fış bey) mağazası (harabe halde ve deniz almak üzeredir), Cevizağa Hüseyin ve Hasan Eğitmen'in evleri ( bakımsız haldedir) kalmış, çalmaç Süleyman Yıldız’ın mağazası ise oğlu Çakır Nuri Yıldız tarafından 2007 yılında onarılarak ev haline getirilmiş ve kullanılmaktadır.
Ayancık- Sinop kara yolunun açılmasıyla ve motorlu araçların ortaya çıkmasıyla deniz ticareti yerini karayolu ticaretine bırakmıştır. Bu kapsamda köyümüze ilk bakkal dükkanını da yine Çalmaç Süleyman Yıldız Harzana mahallesinde yol kenarına açmıştır.
Köyümüze ilk kahvehaneyi, Harzana da yol kenarına Müslüman Ahmet KILIÇ açmıştır. Çalmaç Muhammet Yıldız bu kahvehaneyi Ahmet KILIÇ’ tan satın alarak büyütmüş ve bir tarafını bakkal diğer tarafını ise kahvehane olarak, hem köyümüze hem de çevre köylerimize uzun yıllar hizmet vermiştir. Köy kahvehanesi köy için ayrı bir öneme haizdir. Köylünün akşamları toplanıp hoş sohbetinin yanında hiçbir evde radyonun, televizyonun, telefonun olmadığı günler düşünüldüğünde ajansların dinlendiği, köylümüzün dünyaya açılan tek kapısı bu köy kahvehanesi olmuştur.
Köyümüze pil ile çalışan ilk radyo ve gramofon Çalmaç Süleyman YILDIZ tarafından getirilirken, ilk manyetörlü telefon ve PTT acentesi Çalmaç Muhammet Yıldız tarafından getirilmiş ve köy kahvehanesine konularak köylümüzün hizmetine açılmıştır. Köyümüze ilk siyah beyaz televizyonu ise Çalmaç Şahin YILDIZ (Efe Şahin) getirmiştir. Bu televizyon 37 ekran ve akü ile çalışan bir televizyon olarak çok zaman Harzana’lılara hizmet etmiştir. Ardından Konsa Mahallemize İsmail Aydın tarafından bir kahvehane ve oğlu Mobilot Mustafa tarafından da bir bakkal dükkanı açılarak uzun yıllar köyümüze hizmet vermişlerdir. Bugün ne bu bakkallardan ne de kahvehanelerden hiç biri faal olmayıp kendi halinde çürümeye terk edilmişlerdir.
Köyümüze ilk kamyon, Konsa Mahallemizden Teyfik Ustanın oğlu Tahsin Yılmaz tarafından getirilen “Sarıgül” adını verdikleri Berdford marka küçük bir kamyondur. Bunu Çalmaç Muhammet Yıldız’ın getirdiği BMC marka kamyon takip etmiştir. Ardından Çalmaç Şevket Yıldız’ın As600'ü, Çalmaç Kör Cemal Yıldız’ın berdfordu, Çalmaç Şahin Yıldız’ın Skodası ve Şişko Hasan ile ortaklaşa aldıkları BMC'si, Çalmaç Mükremil Yıldız’ın berdfordu ve ardından As600'ü, Çalmaç Kemal Yıldız'ın BMC'si, eski muhtar M.Ali Karakuş’un As600'ü, Demirci İbrahim’in oğlu Cemal Özdemir’in Fordu, Kara Bayram Yıldız'ın As600'ü ve Mobilot Mustafa Aydının süper900 marka kamyonları takip etmiştir. Köyümüze ilk otobüsü ise Kodaş Mehmet'in oğlu Ahmet Kılıç getirmiştir.
KÖYÜMÜZÜN KAMYONLARI
Bu araçların karayolu ticareti ile Ayancık ve Erfelek (Karasu) ilçelerine yolcu ve yük taşımacılığında köyümüze önemli hizmetleri olurken, aynı zamanda Ayancık Kereste Fabrikasından ülkemiz geneline ve İran-Irak savaşı sonrası İran’a kereste nakliyatı ile ülkemiz ekonomisine de katkıları olmuştur. Ayancık ilçemizde pazartesi ve cuma günleri kurulan Ayancık pazarına ve yine her yıl 18 Eylül'de kurulan Ayancık panayırına hep bu kamyonlar üzerinde gidilip gelinimiştir. Günümüzde bu kamyonların hiç birisi köyümüzde bulunmamakta olup, geriye sadece Ayancık-Samsun arası nakliyecilik yapan Çalmaç Şahin Yıldız ( Efe Şahin) ile Çalmaç Kör Cemal’in oğlu Aslan Yıldız’ın kamyonları kalmıştır.
Ayancık-Sinop kara yolunun Cemil Yıldız tarafından açılması her ne kadar deniz yolu ticaretini bitirse de, köyümüze yeni yeni geçim kaynaklarını da yine beraberinde getirmiştir. Köyümüz tarihinin her döneminde olduğu gibi yine Harzana sahili bu geçim kaynağının en önemli merkezi olmuştur. 1970 li yılların sonlarında başlayan ve 1990 lı yıllara kadar süren, çok sayıda köylümüzün kamyon ve traktörlere sadece yükleme bedeli karşılığında, küreklerle yükleme yaparak günlük sıcak para kazandığı, günde ortalama 30-40 aracın yüklendiği kum-çakıl ticaretiyle Harzana sahili en popüler dönemini yaşamış uzun yıllar Batı Almanya olarak anılmıştır. ( Doğu Almanya ise Müslüman Ahmet Kılıç’ın Tarakçı Köyü sınırları içinde kalan Çimence çakıl acağı idi.).
Öyle ki bu dönemde İstanbul da kurulu işini bırakıp Harzana sahiline çalışmaya gelen çok sayıda köylümüz bile olmuştur. Burası yıllar boyunca o kadar aktif çalışmıştır ki, Ayancık ve Türkeli ilçelerimizde, köyümüz ve diğer çevre köylerde ne kadar yeni betonarme inşaat yapılmışsa, bu inşaatların kum ve çakıl ihtiyacı, Harzana sahilinden çekilen malzemelerle karşılanmıştır. Ancak zaman içinde bu ticaretin bedeli ağır ödenecek ve karadan deniz yönüne doğru, yaklaşık 100 metrelik kum ve çakıl deryası kıyı şeridi ortadan kaybolacak ve artık deniz tarlaları yok etmeye başlayacaktır. Eğri-doğru mevkiinden çimence mevkisine kadar uzanan ve kamyonların bile çok rahatlıkla gidebildiği uzun ve geniş sahil şeridi artık yok olmuştur. Deniz doğal halinin insanlar tarafından bozulmasına aşırı derecede kızmış ve bu kızgınlığını tarlalardan çıkarırcasına eskiden tarım işinin yapıldığı büyük bir alan içinde şimdi kendi saltanatını sürdürmektedir.
1990 yılında çıkarılan ve çok geç kalınmış olan Kıyı Kanunu ile bu yağma sona ermiş, kıyılar bu Kanun ile koruma altına alındığından köyümüzün önemli bir gelir kaynağı da kesilmiştir. Amiyane tabirle, evli evine köylü köyüne dönmüştür.
Harzana sahili, kendisine yapılan tüm bu kötülüklere rağmen o kadar bereketli ve vefalı bir yerdir ki, köyümüzden hiçbir dönemde elini ayağını çekmemiş adeta köyümüzü inatla beslemiştir. Zaman gelmiş Venedik Limanı olmuş, zaman gelmiş Almanya olmuş ve nihayetinde de Miami sahilleri oluvermiştir. Kıyı Kanununun yürürlüğe girmesiyle birlikte kum-çakıl ticareti sona ermiş ve Harzana sahili bu kez de yöremizin en güzel tatil ve turistik plajı olarak tarihe damgasını vurmuştur. Yeşil ile mavinin adeta sarmaş dolaş olduğu, tertemiz ve 20-30 metrelik mesafe içinde diz boyunu geçmeyen denizi ile Harzana sahilimiz, yaz aylarında bölgemizin vazgeçilmez turistik mekanıdır. Web sitemizin de yayın hayatına girmesiyle internet ortamında çok rahatlıkla ulaşılıp keşfedilebilen bu eşsiz güzellikte ki sahilimize yurt dışından bile yabancı turist gelmekte yaz aylarında dolup taşmaktadır.
Harzana sahili, Ayancık ilçemize 14 km mesafede, ulaşımı kolay, özel araçlarla bile sahiline kadar inilebilen, tuvaleti, suyu, duşu, soyunma kabinetleri ve büfeleri ile her türlü ihtiyaçların giderilebildiği, kendin pişir kendin ye usulü, çadır kurup konaklamanın dahi yapılabildiği yöremizin en gözde tatil beldesidir. Bu kadar güzellik ve hizmetin karşılığında ise cüz-i bir miktarda ve göstermelik, Köy Muhtarlığınca tahsil edilen para ise deniz sahilinin ve köyümüzün genel giderlerinde kullanılmakta, köyümüz için ufak bir gelir kaynağı nı oluşturmaktadır.
Köyümüze ilk otobüsü kodaş mehmetin oğlu Ahmet Kılıç getirmiştir
Yazarımız Yönetici .Yazı Yazmaya Başladığı Tarih: Pazar, 31 Ocak 2010.