DİĞER MENÜLER
Yazarlarımız
07 Ara 2010 |
|
|
Ayancıklı olmak, O yörenin insanı olmak, havasını koklamak, suyundan, yemeğinden, örf anane ve göreneklerinden faydalanarak büyümek dünyanın en güzel duygusu olsa gerek. Söz konusu Ayancık ise gerisi teferruattır düşüncesi bende olduğu kadar tüm Ayancık sevdalılarında olması gereken bir duygudur. Bu düşüncenin ışığında ayancik57.com sahibi Sayın Cihan Özkaya’ nın sitesinde yazmam için bulunduğu tekliften sonra hiç düşünmeden yazmam gerektiğini söyleyerek bu gün siz değerli okuyucularımla ilk yazımı paylaşıyorum. İçinizden yetişmiş bir insan olarak sıcaklığınızı ve yüz ifadenizdeki gülümsemeyi hisseder gibiyim. Bende sizlerle aynı düşünceyi paylaşıyorum. Yazımı yazarken Ayancığın tüm cadde ve sokaklarında geçen anılarım beynimde canlanıyor. Ayancıklı genç kardeşlerimiz büyük şehirlere gitmek, çalışmak için önce ilk, orta ve liseyi iyi derecede bitirmek sonrada kendilerini üniversitelere atarak yol haritalarını çizmeye çalışıyorlar. Sonra kendi kişisel gelişimlerini tamamlayarak hem yöremize hem de kendi ailelerine ekonomik ve sosyal olarak yardımcı olmaya çalışıyorlar. Ancak Ayancıkta yaşayan ve yüksek okulları kazanamayan yüzlerce gencimiz var. İşte problem burada başlıyor o zaman ne yapmak gerekiyor? İş, aş, moral ve kendilerini yetiştirebilecekleri sivil toplum örgütleri ile uyumlu olabilmeleri için yol açılması gerekmiyor mu? Yapılan anketler gösteriyor ki önce gençler köşeyi hemen dönebilme peşinde. Peki, bu nasıl olacak? Evet, gençler köşeyi dönme peşinde. En yaygın moda bu şimdi, En yüce değer para ve paraya ulaşmak için her yol mübah! Sanki en yüce değer paradır gibi vahşi kapitalizmin değerlerinin egemen olduğunu belirterek, gençlerin de bundan etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu vurgulamak lazım. Önceleri "okuyup, adam olayım da ülkeme hizmet edeyim" anlayışı egemendi. Aslında bu çok yanlış değil. Herkes yeterince cebini doldurursa, ülke kalkınmış olacak. Yalnız bir sakatlık var, cebimi doldurayım derken "ne pahasına olursa olsun" anlayışı var ki, bu tamamen yanlış!
Yazımın başlığında da bahsettim’’Ayancıkta genç olmak’’ gençlerin inançlarını, sorunlarını, yaşama bakışlarını dile getirip yol göstermek gerekir. Çoğu "önce para" derken, kimi "evlilik", kimi "kariyer", kim”din", kimi "politika" diyor. Ama yol gösteren yok. Yol göstermek ise aileye ve çevreye kalıyor. Ekonomik problem yaşayan aileler de yeni gençlerin istek ve arzularına maalesef gerektiği kadar yardımcı olamıyorlar sonra ne oluyor? İş, çevre şartları ve ulusal televizyonlara kalıyor. O zaman zaten TV’lerde gösterilen programlar kapitalizmin tutsağı olup, para nasıl gelirse gelsin düşüncesinin hüküm sürdüğü sanal bir dünya ile iç içe kalmış. Sabahları evlendirme programları, akşam da kanlı silah sesleri arasındaki diziler yada aile düzenini yıkıcı içerikler. Toplumun gençlerini, bir referans noktası bularak eğiteceği esas değerler sistemi yok ortada. Gençlerimiz toplum içinde kendilerine kimlik verecek, kendilerine belli bir yön çizecek genel modellerden yoksunlar. Tüm bu sorunlar gençleri ya kişisel kurtuluşlar aramaya ya da küçük gruplara sığınarak var olma çabasına itiyor. Toplumun genel düzeyi itibariyle bütünleşmenin sağlanamadığı durumlarda, gençlerin kültürel bir kimlik ve sosyal güvenlik kazanmak adına bu yollara başvurduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu dönemlerde bir takım kapalı örgütler, şiddete başvuran siyasi örgütlenme yapısına sahip gruplar, gençler üzerinde daha etkili olmaya başlıyor. Bu gruplara sığınamayan gençler ise, topluma reaksiyon gösterip, mevcut değerlerin hepsine sırt çeviriyorlar. Kısaca tam bir kaos yaşanıyor ve bunun nedeni de şu bence: Biz gençlerimizi neye göre eğiteceğiz, vatanını sevip yöresine sahip çıkan mı? yoksa totaliter anlayışla mı? Doğu ile batı kültürleri arasında sıkışmış gençlerimize hangi kültürün nirengi noktalarını öğreteceğiz? Bana kalırsa her ikisini birden. Ama hiç birini öğretemiyoruz. Değer yargıları açısından gençlerimizi nasıl bir toplumun içinde göreceğiz? Yani kırsal, feodal kültüre dayalı değerlerle birlikte mi göreceğiz, yoksa hızla gelişen kentsel, endüstriyel, çağdaş, ileri, hizmet toplumuna yönelik bir eğitim mi yeğleyeceğiz? Daha henüz bunların yapılanmaları yok ortada, bunların çözümleri yok, bunların okullara yansımış halleri yok.
Ayancığımızın gençleri zeki, bir o kadar da çalışkan insanlardır. Yeter ki yol gösteren ve yapmak istediklerini engellemeyen bir yapıya sahip olalım. Bunun için iş ve aş gerek. İş ve aş içinse çalışacak iş yeri ve mekan gerekir. Daha girişimci ruha sahip zenginlerimizin Ayancık’a gereken önemi ve değeri vermelerini bekliyor ve bunun için 4. bölge seçilen Sinop ilimiz ve ilçelerine yatırımlarını yapmaları umuyoruz.
Sadece lafta kalmamalı, şimdi seçim atmosferine girmek üzere olduğumuz şu dönemde size sahip çıkanlar ile çıkmayanları ayırt etme dönemidir. Söz gençlerde. Gençler bizim geleceğimizdir |











Yorumlar