Hep düşünmüşümdür; insanın doğduğu, büyüdüğü ve tam gelişmekte olduğu zamanlar neden gurbete çıkar. Sonra gurbetten bakar insan, doğduğu, büyüdüğü yerlere. Bazen nefes almak vardır ya derin derin benimki de ara sıra gitmek, özlem gidermek, anılarını tazeleyip dostları ile kucaklaşmaktan ibaret.
Gurbette çalışarak bir yerlere gelmek arzusuyla tam gaz çalışmak sonra da sosyal hayatın içinde var olmak ve sosyoekonomik olarak refah bir hayat sürmek için 24 saatin yetmediği İstanbul'da yer almak için uğraşmak. Denize atılan plastik su şişesi yerine, denize atılan taş parçası gibi olma isteği, hayatın vazgeçilmez gerçeği. Sonra geride bıraktığın neler var ise bir anda düşünmek, neydim ne oldum? ya da ne olacağım? duygusunu içinde yaşamak. Bendeniz 20 yıldır Sinop ilinin Ayancık ilçesinden İstanbul'a gelerek çalışma hayatına başlayan bir Sinopluyum.
Basın sektörüne 1991 yılında İhlas Holding bünyesinde başlayan daha sonraki yıllarda basının değişik kademelerinde çalışmış olan bir hemşerinizim. Basın sektöründe çalışırken imkânlarımın istikametinde, Sinop için neler yapabilirim? düşüncesi hep kafamda kurguladığım bir olaydı. Çalıştığım gazetelerde ve TV'lerde Sinop ili ve ilçeleri için çokça programlar yapılması adına iç bünyede mücadele ederek tanıtıma katkım olsun diye çalışmalarım oldu. Sabah gazetesinde ki dostlarıma rica ederek bir haftalık "Ayancık’ta Yağmur Ormanları" adlı yazı dizisi yaptırdım. Bu yazı dizisinde öğrendiğim çok önemli bir şey vardı bu da Çangal ve Zindan ormanlarının yağmur ormanı olmasıydı, Güney Amerika'da festivallerinin yapıldığı, büyük paraların döndüğü yağmur ormanları adına yapılan organizasyonları yapılırken tam yanımızda olduğundan haberdar olmamamız yağmur ormanları adına bir şey yapılmıyor olması beni hayli üzmüştü. Yazı dizisini yapan değerli gazeteci abim Cengiz Akman, bu gerçeği bana dolayısıyla da okuyuculara duyurmuştu. Hiç kimsenin bilmediği bir değer, doğa harikası gerçeği Sinop ilinde duruyordu. Yağmur ormanları gerçeği...
Bu yazı dizisinden sonra yetkililer ile birtakım görüşmelerim oldu. İstanbul Üniversitesi jeobilim dalı yetkilileri ve İstanbul üniversitesi orman fakülteside yaptığım görüşmelerde bu ormanların Belgrat ormanlarının uzantısı olduğunu, bitki örtüsünün yoğunluğu nedeniyle yağmur ormanları olduğunu ve gezegenimizin önemli oksijen kaynaklarından biri olduğunu söylediler. Bu konunun Sinop ilimizin tanıtımı açısından önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Bu konu hakkında birçok yetkili makama başvurmama rağmen hiç bir netice alamadım. Turizm Bakanlığı ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay'a bir proje ile anlatılsa ve iyi bir ekip kurularak sponsor bulunsa hem Sinop ili için hem hem de ülkemiz için faydalı bir iş yapılmış olmaz mı? Bu çalışmalar için Devletten alınacak destek ile yetkililere ulaşılarak seçim öncesi anlatmamız gerekiyor. Bana düşen bir görev var ise ben hazırım. Yeter ki doğru zaman ve doğru kişilerle iletişime geçelim. Mevzu bahis Sinop ise gerisi teferruattır.