Site yöneticimiz sevgili yeğenim Cemal YILDIZ’ın iki gün önce beni arayıp "amca duydun mu, Muhsin YAZICIOĞLU’ nun helikopteri düşmüş" haberinden sonra benim için bir an sanki hayat durdu ve o günden beridir adeta televizyona kilitlenip kaldım.
Bir yandan da genel merkezde bulunan arkadaşlarımdan haberler almaya çalıştım ve ne yazıktır ki bütün Türk milleti gibi bende umudumu kaybettim.Hala bu yazıyı yazarken bile sanki içimde iyi bir haber almanın umudu vardı.
Değerli dava arkadaşım,sevgili başkanım Muhsin başkanla yollarımız 1978 li yıllarda Dönemin zor şartlarında Ülkü Ocakları kapatıldıktan sonra onun yerine kurduğumuz Ülkücü Gençlik Derneği kadrolarında keşişti.Derneği kurup Adana teşkilatını kurma çalışmalarımız sırasında ilk kongremize genel başkan olarak katılan Muhsin Başkanımızın hakkında bir çok kişi değişik övgüler düzecek ve onu anlatan yüzlerce yazı yazılacaktır.Bu müstesna insanla beraber çalışmanın onur ve şerefine nail olmuş biri olarak bende sizlere bize gençlik yıllarımızda verdiği seminerlerden ve o günden bu yana değişmeyen düşüncelerinden ve bazı ufak anılarımızdan söz edersem belki içimdeki yangın biraz olsun diner diye düşünüyorum.
Bizlere ilk kongremizde verdiği seminerin başlığı “Mefkurecinin Kaderi”idi ve şöyle diyordu Muhsin başkan:
Ülkücülerin kaderi bambaşkadır.Hayatlarında rahat kelimesi yoktur.Devamlı bir mücadele için ömür tüketirler. Hemen herkesle, her şeyle zaman zaman çatıştıkları görülür.Arkadaşları ile,aileleri ile,hatta sevdikleri ile…Çok defa başları belaya girer,yinede sinmezler.Böyle yapmaları başkalarına göre uslanmamaktır;kendilerine göre de,yılmamak.
Mefkureci,dünya nimetlerinden yana nasipsizdir.Gözü yoktur ki, nasibi olsun.Bir lokma, bir hırka O’na yeter.Paraya karşı o kadar kayıtsızdır ki,halkın hayretine sebep olur.Herkesin istediğini o istemez;ne istediğini de anlatamaz.Kendi zevkleri dışında zevk tanımayanların gözünde “zevksiz” bir adamdır.Küçümserler onu,hayatı anlamamakla,üç günlük dünyasının hakkını verememekle itham ederler.Böylesi kınamalara hiç önem vermez.Yeter ki inandığına dokunulmasın!...
Millet nazarında mefkureci bir hayalperesttir.Olmayacak fikirlerin rüyasına dalmış,öylece uyumakta,başkalarını da uyutmaya yeltenmektedir.Bir gün fikirlerinin gerçekleştiği görülse bile kimseden aferin beklemez.Üstelik “Böyle olacağı belli idi.Bizde bir hayli çalışmıştık” diye duyacaktır.
Mefkurecinin kaderi,hakiki bir aşkla sevenle sevgilinin münasebetine benzer.Hep verir hiç almaz.Şahsına kötülük yapanlara hiç aldırmaz ama ,ülküsüne yan gözle bakanlara tahammülü yoktur.Sadakatinden ötürü mükafat beklemez,karşılık beklemez,bir garip kişidir…Ülküsüne hizmet edenlere son derece hürmetkardır.Gerçek aşıklar gibidir;kıskanmaz.Sevgilisinin sevildikçe güzelleşeceğini bilir.Sevmenin gururu yegane süsüdür.
Mefkurecinin en çok dinlediği nasihat dır.Yapma derler,gününü gün et derler,O hepsini dinler ama hiç birini tutmaz,yine bildiği gibi yaşar.
Ülkücülerin en amansız düşmanı eyyamperestlerdir. Menfaatlerine tapan bu cins yaratıklar daha çok kazanmalarına, daha rahat yaşamalarına engel olacak sanırlarda, mefkurecileri hep ezmeye çalışırlar! Ama garip tecellidir ki,mefkurecinin gayretlerinden en çok faydalananlarda yine eyyamperestlerdir.
Gün gelir, ecel hükmünü icra eder,mefkureci dünyasını değiştirir.Kalabalık ona acır,daha iyi yaşamış olmasını temenni ederek” Büyüklüğünü” göstermek fırsatını da bulur.Halbuki O,inançları uğrunda yaşamanın hazzını tadamadıkları için ömür boyunca kalabalığa acımıştır.
“Mefkuremiz al yıldızlı bir sancak,Allah önünde eğiliriz biz ancak”
Evet, sevgili okurlarım yukarıdaki satırları tam otuz sene önce bizlere anlatan ve son mitinginde söylediği gibi hormonsuz Anadolu delikanlısı,dava adamı,adam gibi adam,davasını her şeyin önünde tutan,fedakar,çilekeş,samimi,içten,benim gibi,senin gibi kısacası bizim gibi,dik duran vakur ülkü devi,Mefkureci…Muhsin başkan kendisi bizzat bu metinde anlattıkları gibi yaşadı.
Ülkücü olmak için dokuz şart vardır derdi.Yürekli olmak,bilekli olmak,gayretli olmak, meslek sahibi olmak,görünüşüne dikkat etmek,çağdaş mücadele silahlarıyla kendini donatmak,dini bilgileri iyice öğrenmek ,her türlü araç ve gereçleri kullanmak,yalnız olmamak yani arkadaşlarıyla bir araya gelmek ve teşkilatlanmak…. İşte bu saydıkları tüm özelliklere sahipti Muhsin başkan…
Ülkü çınarı sevgili başkanım… Her defasında bizlere derdinki; Ülkücülük bir şereftir.Ülkücülere yönetici olmak,başkan ve genel başkan olmak,Ülkücülerin siyasi teşkilatlarında yönetici olmak da fevkalade bir haldir.Ülkücü harekete,Türk Milliyetlilerine ve de dünya Türklüğüne lider olmak ise çok daha zordur.İğneli koltuğa oturmaya benzer ki siyasi ve içtimai hayatın alt üst olur.Huzur ve sükun içinde bir hayatın olmaz.Ama bunu Ülkücülere anlatmanın gereği yoktur.Onlar kendi yaşadıkları hayattan liderlerinin ne çektiklerini çok iyi çıkarırlar.Onun için ;ölmek,hapis yatmak,yoksulluk,sevdalılarından ayrı kalmak ve istikballerini kaybetmek gibi endişeleri olmamıştır.Olmadığı içindir ki bu günkü güzellikler ortaya çıkmıştır.
Derdinde küçük dev adam, değerli başkanım;Ömrümüzde çekmediğimiz endişeleri bizlere üç gün çektirip gitmek oldu mu ?
Mamak A Blok tecrit-2 arka 46 numarada yatarken yazdığın “üşüyorum “şiirin milletin diline pelesenk oldu be başkanım.Ama zaman gelecek yazdığın tarihten de bu millet söz edecektir bir gün.
Zaten ölüm şeklinle de milletin hafızasına kazındın,unutulmayacaklar arasında yerini aldın..Sana rahmet dilemeye gücüm yetmiyor ve hala inanamıyorum.Takdiri ilahi.Mamak A Blok 2.koğuşta benim yazdığım 48 sayfalık savunmama yaptığın ilave yazı ile yazıma ve sana veda ediyorum….