Seçimler biteli iki hafta oldu. İlk heyecan, sevinç ve kızgınlıklar geçti. Şimdi, iktidarın ve muhalefetin oturup gerçekleri görüp, oturup düşünme zamanıdır. İktidar oy kaybına uğramıştır. Bununla beraber seçimlerin galibidir.
Sayın Başbakan Antalya’da seçimi kaybetmiş, kızgınlıkla ve küserek “şu kadar geldim ve şunları yaptım” diyerek serzenişte bulunmuştur. Kanımca; topluma küsülmez ve yapılan işler başa kakılmaz. Zira her iktidar bunları yapmak zorundadır. Görevini yapmış olmanın huzuru içinde olmalı. Kaybedilen yerlere daha çok hizmet götürülmeli ve başarıyı toplum oyları ile takdir etmelidir. Topluma güven vermelidir. Sahil şeridindeki şehirler iktidar tarafından kaybedilmiştir. Bu şehirlerin gelirleri turizmdendir. Dış ülkelerle daha çok ilişkidedirler. İslami nedenlerle bazı kısıtlamalarda bulunmak onları ürkütür ve güvensizliğe yol açar.
77 yaşımdayım. 15 yaşımdan beri akıl baliğ olarak Türkiye siyasetinin dalgalanmaları içinde yaşadım. 1946 da D.P kurulmuş ve iktidardan memnun olmayanlar bu partinin saflarında toplanmışlardır. 1950 seçimlerini ezici bir çoğunlukla kazanmış ve halkın gözbebeği olmuştur. Sonraki seçimlerde şapkamı koysam seçilir içgüdüsüne kapılmışlar ve akıl danelerinin teşviklerine kapılarak toplumu yönlendirmeğe çalışmışlardır. Toplumda huzursuzluklar başlamış ve sokak çatışmaları başlamıştır. 27 Mayıs ve sonrası olaylar yaşanmıştır. “Tarih tekerrürden ibarettir” denir. İktidarlar aynı hataya düştükçe aynı olaylar tekrar, tekrar yaşanmıştır.
Şimdi yeni bir dönem başlamıştır. İktidar %40 çoğunlukla desteklenmektedir. Bundan güç alarak yanılgılarını tespit edip topluma güvence verip,seçimlerin kaybedildiği yerleri cezalandırmak yerine oralarda daha fazla çalışarak, saygı,sevgi ve güvence vererek kazanmaktır. Güvencenin başında da laiklik gelmektedir. Atatürk ilkeleri Lale Devrinden bu yana yapılan yenilik hareketlerinin bir sonucudur. Toplumu bir asırdır bir arada yaşatmaktadır. Ne zaman bir yerlerinden koparılmağa başlanmışsa o zaman huzursuzluk başlamıştır. Avrupa; Rönesans ve Reform olaylarına 14 -15.yy.da başlamışlar ancak 19.yy.da demokrasiye geçebilmişlerdir. Türkiye 80 sene içinde çok yol almış ve Avrupalı bir ülke olmuştur. Sözde Avrupalı dostlarımız bundan gocunarak iç barışı devamlı yok etmeğe çaba göstermişlerdir. Tarih boyunca bu böyle olmuştur ve olacaktır. İslamiyet bize doğruluk, devlet malına zarar vermemek, iç barışı sağlamak, güven ve kardeşlik duygularını emretmektedir. Asr-ı Saadet (Hz. Peygamber ve 4 Halife) devrinde böyle olmuştur. Türkler Müslümanlığı bu duygularla kabul etmişler ve evrensel bir din olmasını sağlamışlardır. Şeriat yasaları Islahat ve Tanzimat dönemlerinde incelenmiş ve Osmanlılar döneminde değiştirilmesi gerekli olmuştur. Avrupalılar , hep azınlık sorununu ortaya atarak içişlerimize karışmışlardır. Hala da öyle değil mi? Obama Ruhban okulunun açılmasını istemedi mi? Ermeni sözde soykırım iddiası bunun sonucu değil mi? Kürt sorunu ve PKK nın desteklenmesi aynı değil mi?
Atatürk ilkeleri bir Partinin malı değildir. Türk milletinindir. İç barışın temeli olan düsturlardır.
Muhalefete gelince: %5 lik bir artışa sevinmektedirler. Liderlerinin şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri gerekir. Yandaşlarını ve Lider olacakları yetiştirmek, teşvik etmek gerekir. Küstürüp kovmak değil. Liderler kendilerinden başka lider kabul etmiyorlar. Önce parti içi demokrasiyi kurmak sonrada demokrasi pazarlaması yapmalıdırlar. Bu seçimler göstermiştir ki: Halk adam seçmesini biliyor, onları destekleyip seçiyor.
Güney – Doğu da muhalefet iktidarı yalnız bırakmış ,ve oraları DTP.ye bırakmışlardır. DTP. Resmi bir hüviyet kazanmış olup TBMM. ne girip kazandığı yerleri temsil etmektedir. PKK. eğer Türkiye’nin bölünmesini istemiyorsa silahları bırakıp bölgeyi huzura kavuşturmalıdır. Elden gelen öğün azık olmazmış.Birlikte çalışmak, birlikte yaşamak ve tek bir devlet olarak dünya’da yerimizi almaktır. Yurdumuzda;, hepimize yetecek kadar toprak ve yer altı kaynakları vardır. Barış içinde ve kardeş kardeş yaşayalım. Obama’nın bile hayranlık duyduğu “YURTTA SULH CİHANDA SULH” düsturumuzdur.