Köyde keten tarımı yapılır. Keten bir endüstri bitkisidir. Benim çocukluğumda keten ekilir. Onun ticareti yapılmazdı. Bezane ( Bezirhane ) denilen bir aletle tohumları ezilir, yağı çıkarılır. Bezir yağı yemeklerde ve kızartmalarda kullanılırdı. Zeytin yağı gibi. Teneke kutulardan yapılan idare denilen kandillerde yakılarak aydınlanmak için de kullanılırdı.
Bilhassa lifleri dokumacılıkta kullanılırdı. Her evde Düzen denilen bir dokuma tezgahı bulunur ve ayrılan odaya ( Düzen evi veya odası denirdi.). Sonradan daha az yer işgal eden daha kullanışlı tezgahlar köylüye dağıtıldı. Belki de hala onlardan bazı evlerde kalanlar vardır. Eski camide ( Cuma yanındaki cami) selektör denilen tohum ayıtlama aleti de vardı. Ama onun ne olduğunu kimse bilmezdi ve kullanılmazdı. Cumhuriyetin ilk yıllarında belki de köye verilmiştir. Bir de pulluk vardı. Öğretim ve eğitim olmadığı için kimse kullanmasını bilmiyordu. O sıralarda en geçerli meslek ZİRAAT Muhendisligi idi.
Dokuma için keten tarlada yolunduktan sonra desteler halinde bağlanır. Tarlada kurumağa bırakılır. Kuruyan bu desteler harman yerine taşınır. Burada tohumlarından ayrılarak sadece lifli kısmı kalır. Bu sert kısımlar ırmakta suya gömülerek çürümeye bırakılır. Bir hafta kadar burada kalan desteler yine harmana getirilir. Burada kuruyan desteler tokmakla döğülerek cili denilen sert saman ayrılır. Sadece lifleri kalır. Bu lifler önce üskülü denilen demetler yapılır, öre veya çıkrık denilen aletlerle eğirilir ve iplik haline getirilir. İplikler ılgıdır veya enepçek denilen aygıtlarla gelep yapılır. Koyu ve gri renkte olan gelepler odun külü suyu lle doldurulmuş ve torağa eşilmiş olan kuyulara gömülür. 10 , 15 gün kadar bu çukurlarda kalan gelepler bembeyaz olarak yumak yapılmağa hazırdırlar. Bunu uzun uzun anlatmamın sebebi: Her şeyin organik olarak yapıldığı ve dokunan kumaşın sağlığa uygun olduğunu belirtmek içindir. Şimdi bu işlemler kimyevi ilaçlarla yapılmaktadır. Bu gelepler düzende kumaş olarak dokunur. Düzende anlatmağa değer bir alettir. Onunda kurulması veçalıştırılması da ayrı bilgi ve maharet ister. İpliğin inceliğine ve kalınlığına göre kumaş elbiselik, iç çamaşırlığı ve bürgülük ( başörtüsü) olarak kullanılmak üzere dokunur.
Köyden İstanbula gelen kadınlar dokuma sektöründe kolayca iş bulabiliyorlar. ve para kazanıyorlar. Köyde bu sektörde çalışılsa idi köy dağılmaz ve bir üretim merkezi olurdu. Köy şimdi bir Avrupa şehri olurdu. Bütün Karadenizde bu işi bilirler. Sadece Şile ve köylerinde Şile bezi altında keten dokumacılığı devam etmektedir. maalesef köyde organizatör yok. Köyden çıkanlar köyü unuttular. Kooperatifçilik denilen bir kuruluş var. Ayancıkta ki Kereste Fabrikası da birlik olmayışından elimizden çıktı, gitti. Konya Huğlu beldesinde av tüfekleri imal edilmektedir. Çalışanlar bir kooperatif kurmuşlar. Birlik ve beraberlik içinde zor şartlar altında ödün vermeden, burası bizim ekmek teknemiz diye çalışıyorlar. Çok şahane bir fabrikaları var. Bir sonraki yazımda da onu anlatacağım. Hoşçakalın.