DİĞER MENÜLER
Yazarlarımız
25 Eyl 2011 |
|
|
Yıllar su gibi akmış okulun son sınıfına gelmiştim.Son sınıfa gelmiştim ancak Kur’an’ı Kerim’in sonuna gelememiştim. Hiç başlamamıştık ki sonuna gelmiş olalım. Sözüm ona İ.H.L.de altı yılı doldurup yedinci seneye gelmişiz,fakat O yüce kitâbı şöyle başından başlayıp sonuna kadar anladığımız dilden okumamıştık.Altı senede öğrendiğimiz şeyler geleneksel “ilmihal” bilgileri kapsamında olan,şartları “beş”e indirilmiş İslâmın şartları,İmânın ,abdestin, namazın, teyemmümün şartları kâbilindendi.Devamı olarak;abdesti bozan şeyler,namazı bozan şeyler,orucu bozan şeyler türündendi.Ne gariptir bu konulara azâmi titizlik gösterilirken “İmânı bozan”şeyler konusunda aynı titizlik gösterilmiyordu. Kurân da bir çok yerde klişe gibi”Ey İman edenler ve Salih amel işleyenler”diye hitaplar mevcuttu.Buna göre İman ile Amel arasında bir an olsun kopartılmaması gereken bir bağ olduğu âşikârdı.Bu kadar önemli bir konu ilmihâl kitaplarında yazmıyor(!) olmalı ki bize öğretilmemişti. Durum böyle olunca İman sağlamlaştırılmayınca yapılacak olan namaz,oruç vs. tüm ibâdetlerin içi(ruhu)boş kalıyordu.Her birisi alışkanlıktan öteye geçmiyordu.Daha öncede benzer bir örnekle bahsettiğim gibi;yılbaşı akşamları Ramazan ayına denk gelmesin isteniyor, veya denk geldiğinde o geceye “özel”olarak medyatik Prof.lardan “özel fetva”lar çıkartılıyordu.Fetvanın asıl kaynağı olan Yüce Kitap bu konuda ne diyordu bir bakalım ! “ Şüphesiz iman edip güzel amellerde bulunanlar, dosdoğru namazı kılanlar ve zekâtı verenler; onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır(Bakara.277)” “Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.” (Zümer.65) 1-Asra andolsun ki. 2- İnsan mutlak hüsrandadır. 3- Ancak iman edenler, iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı öğütleyenler bunun dışındadır.(Asr Süresi) Demek ki yegane kurtuluş yolu imandır. İyi iş yapmaktır, birbirine hakkı tavsiye etmek, sabrı tavsiye etmektir. Okulun bahçesi içersinde yeni bir cami inşa ediliyordu.Okuldan mezun olacak öğrenciler okulun son senesinde bu camide tatbikat yapacaklardı.Bu yüzden caminin adıda “tatbikat camii” olarak verilmişti..Her Cuma mezun olacak öğrenciler sırayla hutbe okuyup Cuma namazlarını kıldıracaklardı.Bir nevi “imam” lığa hazırlamaktı.Özellikle Cuma günleri görevli öğretmenler vasıtasıyla öğrenciler koyun misali bu camiye doldurulurdu.neden böyle dediğimi izah edeyim.Sözkonusu görevli öğretmenler elinde ya bir hortum parçası,ya da bir sopa olurdu.Elindeki bu sihirli malzemelerin de yardımıyla olacak bütün öğrencileri önüne katıp camiye götürmeyi başarırlar dı.Mübârekler bir gün olsun eliniz boş olsun yahu!Sözüm ona elinizdeki bu sihirli(!) malzemeler eğitimin olmazsa olmazı mıdır.Bunun yanında geçmişteki “falaka” muhabbetinden dolayı sicilimizin bozuk olduğunu azıcık olsun düşünseniz ve bu bozuk olan sicili düzeltme yolunda adımlar atsanız olmaz mı?Ama nerde!. Papazlar kiliselerde çocuklara şeker,çikolata türünden malzemeler dağıtıyorlar.Bırakın biz bunlardan da geçtik,hani bir şarkıda olduğu gibi “avuç içi kadar mutluluk yeter misali” bir “tebessüm” bile yeter diye düşünüyorum.Sırası gelmişken anlatmadan edemeyeceğim. Bir yakın dostum bir camide imamlık yapıyorken,bir gün namaza oniki yaşlarında bir çocuk bacağındaki şortuyla gelir.Namaz kılınıp dışarı çıkınca ihtiyarın biri çocuğa”Oğlum böyle kısa donla namaz olmaz” der.Çocuk alnından öpülecek nefis bir cevap verir.Ve der ki “Amca sen!kıldığın namazın kabul olduğunu nereden biliyorsun belki de senin namazın da olmamıştır.” Bu olay bizim ne acınası durumda olduğumuzu gayet güzel açıklıyor değil mi?Hani hep anlatılır.Fatih’in topları İstanbul surlarını döverken;Papazlar Ayasofya Camii nin içinde toplanmışlar meleklerin erkek mi-dişi mi olduğunu tartışırlarmış. Bu gün bizimde durumumuz o zamankinden pek farklı değil.Yüce Allah’ın bize feraset vermesi ,ufkumuzu geniş tutması için duada bulunarak hepinizi Rabbime emanet ediyorum (devam edecek) |











Yorumlar
Allah Rahmetim gazabımı geçmiştir buyurmasına rağmen hüküm vermekten geride duramıyoruz.. Hesap soracak,yargıla yacak olan Yaradan..Bize düşen ancak hesaba çekilmezden önce kendi nefsimizi hesaba çekmek olabilir.. Teşekkürler yazılarınızın devamını bekliyoruz..