ANA MENÜ

DİĞER MENÜLER

Yazarlarımız

Resim
Maziye Bir Bakıver
Pazar, 22 Ocak 2012
Biz o dönemi çocukluk ve... Devamını oku...
Resim
Baş Sağlığı
Çarşamba, 10 Şubat 2010
  - Hocam bizde... Devamını oku...
Resim
İğrenç İthama Mu...
Cumartesi, 07 Nisan 2012
Sakın ola kimse yanlış... Devamını oku...
Resim
Otuz Yaşını Aşm...
Çarşamba, 05 Ekim 2011
Otuzunu aşmış bir kadın... Devamını oku...
Resim
Bir Sarı Öküz Hik...
Perşembe, 08 Eylül 2011
Maymuna saldırsak, ağaca... Devamını oku...
Resim
Büyük Kısmet İle...
Salı, 30 Ağustos 2011
 Güneş, Karataş'ın... Devamını oku...
Resim
13.Bölüm : Derin v...
Çarşamba, 01 Şubat 2012
Olacak bu ya!Ömer hoca o... Devamını oku...
Facebook'ta Paylaş
25
Eyl
2011
11. Bölüm : Bir Tebessüm Bile Yeter PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
Sebahattin Akgül tarafından yazıldı.   

sebahattin-akgul 1BİR TEBESSÜM BİLE YETER.

Yıllar su gibi akmış okulun son sınıfına gelmiştim.Son sınıfa gelmiştim ancak Kur’an’ı Kerim’in sonuna gelememiştim. Hiç başlamamıştık ki sonuna gelmiş olalım.

Sözüm ona İ.H.L.de altı yılı doldurup yedinci seneye gelmişiz,fakat O yüce kitâbı şöyle başından başlayıp sonuna kadar anladığımız dilden okumamıştık.Altı senede öğrendiğimiz şeyler geleneksel “ilmihal” bilgileri kapsamında olan,şartları “beş”e indirilmiş İslâmın şartları,İmânın ,abdestin, namazın, teyemmümün şartları kâbilindendi.Devamı olarak;abdesti bozan şeyler,namazı bozan şeyler,orucu bozan şeyler türündendi.Ne gariptir bu konulara azâmi titizlik gösterilirken “İmânı bozan”şeyler konusunda aynı titizlik gösterilmiyordu.

Kurân da bir çok yerde klişe gibi”Ey İman edenler ve Salih amel işleyenler”diye hitaplar mevcuttu.Buna göre İman ile Amel arasında bir an olsun kopartılmaması gereken bir bağ olduğu âşikârdı.Bu kadar önemli bir konu ilmihâl kitaplarında yazmıyor(!) olmalı ki bize öğretilmemişti.

Durum böyle olunca İman sağlamlaştırılmayınca yapılacak olan namaz,oruç vs. tüm ibâdetlerin içi(ruhu)boş kalıyordu.Her birisi alışkanlıktan öteye geçmiyordu.Daha öncede benzer bir örnekle bahsettiğim gibi;yılbaşı akşamları Ramazan ayına denk gelmesin isteniyor, veya denk geldiğinde o geceye “özel”olarak medyatik Prof.lardan “özel fetva”lar çıkartılıyordu.Fetvanın asıl kaynağı olan Yüce Kitap bu konuda ne diyordu bir bakalım !  

“ Şüphesiz iman edip güzel amellerde bulunanlar, dosdoğru namazı kılanlar ve zekâtı verenler; onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır(Bakara.277)”

“Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.” (Zümer.65)
Yukarıda ki ayetlerden de anlaşılacağı üzere gerçek bir imandan sonra yapılacak olan salih ameller bizi kurtuluşa götürecektir.Bize adeta soğuk duş etkisi yapacak ve kendimizi  tekrar hesaba çektirecek olan Yüce Rahmân’ın sözlerine tekrar kulak verelim.

1-Asra andolsun ki.

2- İnsan mutlak hüsrandadır.

3- Ancak iman edenler, iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı öğütleyenler bunun dışındadır.(Asr Süresi)

Demek ki yegane kurtuluş yolu imandır. İyi iş yapmaktır, birbirine hakkı tavsiye etmek, sabrı tavsiye etmektir.

Okulun bahçesi içersinde yeni bir cami inşa ediliyordu.Okuldan mezun olacak öğrenciler  okulun son senesinde bu camide tatbikat yapacaklardı.Bu yüzden caminin adıda “tatbikat camii” olarak verilmişti..Her Cuma mezun olacak öğrenciler sırayla hutbe okuyup Cuma namazlarını kıldıracaklardı.Bir nevi “imam” lığa hazırlamaktı.Özellikle Cuma günleri görevli öğretmenler vasıtasıyla öğrenciler koyun misali bu camiye doldurulurdu.neden böyle dediğimi izah edeyim.Sözkonusu görevli öğretmenler elinde ya bir hortum parçası,ya da bir sopa olurdu.Elindeki bu sihirli malzemelerin de yardımıyla olacak bütün öğrencileri önüne katıp camiye götürmeyi başarırlar dı.Mübârekler bir gün olsun eliniz boş olsun yahu!Sözüm ona elinizdeki bu sihirli(!) malzemeler eğitimin olmazsa olmazı mıdır.Bunun yanında geçmişteki “falaka” muhabbetinden dolayı sicilimizin bozuk olduğunu azıcık olsun düşünseniz ve bu bozuk olan sicili düzeltme yolunda adımlar atsanız olmaz mı?Ama nerde!.

Papazlar kiliselerde çocuklara şeker,çikolata türünden malzemeler dağıtıyorlar.Bırakın biz bunlardan da geçtik,hani bir şarkıda olduğu gibi “avuç içi kadar mutluluk yeter misali” bir “tebessüm” bile yeter diye düşünüyorum.Sırası gelmişken anlatmadan edemeyeceğim.

Bir yakın dostum bir camide imamlık yapıyorken,bir gün namaza oniki yaşlarında bir çocuk bacağındaki şortuyla gelir.Namaz kılınıp dışarı çıkınca ihtiyarın biri çocuğa”Oğlum böyle kısa donla namaz olmaz” der.Çocuk alnından öpülecek nefis bir cevap verir.Ve der ki “Amca sen!kıldığın namazın kabul olduğunu nereden biliyorsun belki de senin namazın   da olmamıştır.”

Bu olay bizim ne acınası durumda olduğumuzu gayet güzel açıklıyor değil mi?Hani hep anlatılır.Fatih’in topları İstanbul surlarını döverken;Papazlar Ayasofya Camii nin içinde toplanmışlar meleklerin  erkek mi-dişi mi olduğunu tartışırlarmış. Bu gün bizimde durumumuz o zamankinden  pek farklı değil.Yüce Allah’ın  bize feraset vermesi ,ufkumuzu  geniş  tutması için duada bulunarak hepinizi Rabbime  emanet ediyorum (devam edecek)

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com
 


Yazarımız Sebahattin Akgül .Yazı Yazmaya Başladığı Tarih: Salı, 27 Nisan 2010.



Yorumlar 

 
+1 #1 Hamide UYGUN 03-10-2011 12:41
Duanıza Amin diyorum..O zamanlarda da anlamamışız belki halada anlaşılmamakta.. Kolaylaştırınız zorlaştırmayını z,sevdiriniz,ne fret ettirmeyiniz..buyruluyor bu hadisin içine bakarsak anlamaya çalışırsak çok hazineler gizli hayata dair yaşama dair..Biz artık savunduğumuz şeyleri bile sevdiremiyoruz..başkasının sevmesi umrumuzda değil..
Allah Rahmetim gazabımı geçmiştir buyurmasına rağmen hüküm vermekten geride duramıyoruz.. Hesap soracak,yargıla yacak olan Yaradan..Bize düşen ancak hesaba çekilmezden önce kendi nefsimizi hesaba çekmek olabilir.. Teşekkürler yazılarınızın devamını bekliyoruz..
 
Ayancık Ağaçlı Köyü