ANA MENÜ
DİĞER MENÜLER
Yazarlarımız
20 Tem 2007 |
|
|
Sitenin varlığından haberdar olduğumda; büyük bir merakla siteye girip ne var ne yok şöyle bir gezinirken gözüme çarpan Köy Kahvehanesi yazısı beni eskilere, bundan yaklaşık otuz yıl öncesine götürdü.
Beş yada altı yaşlarında falandım. O zamanlar rahmetli dedemler yalıdaki evlerinde kalıyordu. Hani sitenin ana sayfasında deniz kenarında görünen büyük olan ağaç ev var ya işte o ev. Ben adeta dedemin ayrılmaz parçasıydım. Gittiği her yere götürürdü beni, yada götürmek zorunda kalırdı demek daha doğru olur galiba. Dedemden ayrılmazdım hiç. Bağırırdım, çağırırdım oda etkili olmazsa ağlardım. Çünkü bilirdim ki dedem gözlerimden yaş gelmesine dayanamazdı. O vakitler dedemin birkaç baş, büyükbaş hayvanı vardı. Samanlığı da yukarıda mahallede idi. Dedem akşama doğru bir elinde gazlı feneri, bir elinde ben, yalıdan yukarı mahalleye hayvanlar için samanlıktan saman almak üzere yola koyulurdu.
Dedem samanlıktan samanları aldıktan sonra anneannemin gecikmeyin uyarılarına rağmen, şimdiki evimizin yanında bulunan Muhammet amcanın hem bakkal, hem yazıhane, bir nevi şimdinin hem postahane yada telekom bürosu, hemde kahvehanesine uğramadan, bir iki bardak çay içmeden, (bu arada ben o zamanlar piyasamıza yeri girmiş olan oralet (ama benim tabirimle olalet) içmeden, dedemin tabiriyle radyo ajanslarını dinlemeden, gündeme ilişkin yorum yapmadan yalıya dönmezdik.
O zamanlar köy kahvehanesi ahalisi; evi Devrent’te olmasına rağmen hafta en az iki defa gelmeyi alışkanlık haline getiren Rahmetli Polis (Ramazan Yıldırım) amcam , rahmetli (Toto) Kazım amca, Rahmetli İsmail amca (Yıldız), Ahmet amca (Yıldız), Satı Ali amcadan oluşurdu. Arada Ahmet Amca (Gavur Ahmet), Bekir amca (Bekir Hoca), Uzun Hoca Dayım (Musatafa Demircan) da iştirak ederlerdi kahvehane sohbetlerine.
Yaz aylarında köy halkı gündüz tarlada çalıştıktan sonra yorgunluğunu Muhammmet amcanın kahvehanesinde sohbet ederek, gündeme ilişkin konularda kimi zaman harareti yüksek tartışmalarla ile günün yorgunluğunu atarlardı.
Ben bir yandan dedemin bana ısmarladığı ılık olaletimi keyifle yudumlar, bir yandan konuşulanlara kulak kabartır, bir yandan da arada beni bana sorulan soruları(cevaplarını soruyu soranın bildiği soruları; kaç yaşındasın? kimin kızısın? dedenimi babanı mı daha çok seviyorsun?, dededinin en kıymetli torunu sen misin ?v.b ) yanıtlardım. Öyle hoşuma giderdi ki bu ortam. Dedemle beraber samanlığa saman almak için gitmeye can atardım. O yalı yüzünden yukarı mahalleye çıkmak için yürüyeceğim mesafe ve zaman zaman dikleşen o yokuşu çıkmak bana vız gelirdi.
Çocukluğuma dair hatırladığım şeylerden en önemlisi bence bu köy kahvehanesi sohbetleriydi. Aranızda o günlere, o sohbetlere tanıklık edenler var mı bilmiyorum ama çocuk aklıyla, ve gözüyle gördüğüm, duyduğum,yaşadığım ve ortak olduğum o sohbetler, tartışmalar o güzel insanların oluşturduğu o topluluk, o sohbetler bambaşka idi benim için. Bana göre o yıllarda o ortamda insana, emeğe, mesleğe saygı ve, sevgi vardı. İnsanlar büyüğünü, küçüğünü bilir ona göre davranırdı.
Zaman acımasız yüzünü burada da gösterdi. Şimdi bu kahvehane uzun yıllardır kapalı ve kahvehanenin müdavimlerinden bazıları da artık aramızda değil. Bugün aramızda olmayan başta Canım dedeciğim Hüseyin Yıldırım, Canım amcam Ramazan Yıldrım, İsmail Yıldız, Mustafa Yıldız (Kara Mustafa) Kazım amca (namı değerToto Kazım soy adını bilemiyorum) Onbaşı amca (Mustafa Yağız), Çalmaç amca (Süleyman Yıldız), hepsini rahmetle anıyorum.
Şimdi ise yıllardır kapalı olan bu kahvehane yerine artık bir çoğu gurbette olan yine yukarıda isimlerin saydığım insanların çocukları ve torunlarından oluşan site üyeleri ve misafirleri ile sanal alemde sanal kahvehanede sohbetler devam etmekte. Nerede o eski günler demekten de alamıyor insan kendini. Ama site henüz yeni sayılır ve site üyelerinin büyük bir kısmı birbirini tanımıyor yada yeni yeni tanıyor. Zamanla özlediğimiz sohbetler, saygı, sevgi oluşur diye ümit ediyorum. Sevgiyle kalın, kendinize iyi davranın..
Köy kahvehanesi......İşte bir kelime insanı alıp nerelere götürüyor değilmi?
Serpil SİVRİ |










